Saturday, November 7, 2015

Naber günce?

Türkçe klavyeye şaşırdın mı :)

Geçen IT'den rica ettim, hem Türkçe hem Japonca klavye yüklediler. Baya kral oldu, çaktırma.

Piyuvv ne gündü ama. Sabahtan SPCA'de temizlik yaptıktan sonra kuzuyla bağış toplamaya şehre aktık. Daha önce bağış toplamamıştım, o yüzden başta biraz ne yapacağımı bilemesem de sonradan insanlara rahatça yaklaşabilmeye başladım.

Kuzu hep yanımdaydı, sağolsun hiiç yalnız bırakmadı beni. Bağış kovalarımız ağzına kadar dolmasa da sanırım 2 saat içinde 50 dolara yakın toplamışızdır. "Would you like to donate to SPCA?" diye gülümseyerek kovamızı salladık, ve insanlar cömertçe bağış yaptı. 20 sent veren de oldu, koca 10 dolar kağıdını kovaya sıkıştıranlar da. Bağış ve gönüllülük kültürü burada o kadar yaygın ki. Topluma ait olma hissi veriyor insana. Gönüllülük yapmaya başladığımdan beri bu minik şehre ait hissediyorum kendimi, bugün ise yerlisi gibi hissettim. Tabii kastım Maori gibi değil, sanki yıllardır burada yaşıyormuşum gibi sahiplendim şehri ve insanları. Umarım topladığımız her kuruş evsiz hayvanların ev bulmalarına yardımcı olur.


Onun dışında, bugün neredeyse her dakikamı mutfakta geçirdim. Yeni kurabiye kalıplarımı, kek kalıplarımı ve kendi uydurmam tarifleri denedim, baya eğlendim :) Dur yarın fotoğraf atarım. Minik kek kalıplarında yaptığım muzlu kekin içine ganaj doldurup üstüne hindistan cevizi parçaları koydum, şahane oldu. Bu tarif yarın öbürgün pastane açtığımızda feci tutar hacı, demedi deme. Sonra hindistan cevizli ve portakallı, bi de Türk kahveli ve kakaolu kurabiyeler yaptım. Sonuncusunu çikolatayla süsleme niyetindeyim. Bu arada Smitten Kitchen'daki muzlu kek tarifini kafama göre değiştirip azıcık krema eklediğimi not edeyim. Çok sağlam oldu kek, yumuşacık ve zengin. Mmmm... buzlukta ganaj bulundurmak cidden iyi fikirmiş. Çıkarıp iki dakikada çözdürdükten sonra keklerin boşluklarına sıkma torbasıyla doldurdum, oy sevimliliğe gel. Minik tatlılara biraz zaafım var sanırım. 

Bir de Cafe Fernando'daki pamuk ekmek tarifini yaptım, ama unum bitti :( O yüzden tam buğday un kullandım, bakalım yarın pişecek. Gece boyu buzdolabında ikinci mayalanmasını yaşadıktan sonra sabah sıcak sıcak eppek keyfi yaşıycaz. Lükse gel. Bir tane bize bir tane de şanslı çiftimize.

Yarın D. ve O. geliyor. Yolculuk sonrası yemekle uğraşmasınlar diye çorba ve barbunya yaptım, bi de kahvaltılık bir iki bir şey hazırladım. Tatlılardan koymayı da ihmal etmedim tabii :) İnsanları yedirmeyi neden bu kadar seviyorum acaba..

Bu hafta çılgın meşgul geçti. Labda bol bol vakit geçirdim, bir sürü de makale okudum. Ama tabii zaman yetmedi. Haftaya daha verimli geçer umarım. S.'nin tez savunması var, hocalar biraz gergin o yüzden. Benim de yeterlilik sınavım yaklaşıyor çaktırmadan. Umarım benimki de iyi geçer.

Böyleyken böyle günce. Bir gün keşke 48 saat filan olsa. Yapmak istediğim o kadar şey var, ama zaman yetiremiyorum. Bir tek ben mi böyleyim acaba? Daha kütüphaneden aldığım kitapları bile bitiremedim. Yarın bitirmeye çalışıcam en azından birini.

Bakalım yarın nasıl geçicek. 

No comments:

Post a Comment