Naber günce.
Hafta bitti sonunda. Güzel mi güzel bi Cuma günü, karnımız tok, evimiz sıcak ve şanslıyız.
Çarşamba akşamı gözümde ufak bir kararma oldu araba sürerken, ve eve gelip aynada gözümü incelediğimde sol gözümle yüzümü göremediğimi fark ettim. Sonra ilaç almış gibi etrafı dalgalı dalgalı görmeye başlaadım, neyse ki 20 dakikaya geçti.
Yeni Zelanda'da ücretsiz bir sağlık hattı var, eğer acile gidip gitmemekte kararsızsan ilk önce orayı arıyorsun, sana gerekli yönlendirmeyi yapıyorlar. Hemen aradık, ve eğitimli hemşiremiz Catherine bana çeşitli sorular sorup problemimi anlamaya çalıştı. Görüşte sıkıntı olması ciddi bir semptom olabileceği için acile gitmemiz gerektiğini söyleyince, apar topar hastaneye gittik. Kuzumun Honey Chiken noodle'ı yarım kaldı..
Neyse ki acilde çok beklemedik ve İrlandalı bir doktor gerekli muayneyi yaptıktan sonra bana ertesi sabah için göz doktorundan randevu aldı. Sabah ilk iş muayne olmaya gittik ve çok beklemeden hemşire ve doktor sol gözüme çeşitli dürtükleme ve damlalar uyguladı. Resmen kedi gözleri gibi kocaman oldu gözlerim! Hani Shrek'teki çizmeli kedi gibi şapkamı elime alıp mriyaw? yapsam alamayacağım şey yoktu o an. Sorun, gözbebeklerimin aşırı büyümesi yüzünden ufacık ışığın bile çok rahatsız etmesiydi. Mecbur günü evde uyuklayarak geçirdim, kuzu da yanımda kaldı. Benimle uğraşmaktan deneylerini de aksatınca hocasından toplantıyı ertelemesini istemesi gerekti, neyse ki hocası insan görünüşlü melek olduğu için hemen kabul etti :)
Aha kör oldum korkusu cidden iğrençmiş. Birden aklıma neler neler geldi, bundan sonra bu siyah perdeyle mi yaşıycam ben diye ödüm patladı resmen. Umarım bir daha olmaz. Doktor gözümde bir problem bulamadı, ağrısız migren olabilir diye bir tahmin yürüttü ama bilemiyoruz. Neyse, annemlere söyleyip korkutmak istemedik çünkü bir daha olmayabilir, ciddi bir şey de olmayabilir. Zaten uzaktalar, çok hassaslar sağlığımız konusunda.
Bu hafta sonu da laba gitmemiz gerekecek, haftayı toparlamamız lazım malum. Yaklaşan yeterliliğim aklımdan çıkmıyor. Bu arada lab arkadaşlarım S ve L kendi yeterliliklerini bugün geçerek özgürlüğe bir adım daha yaklaştılar :) Krismıs öncesi yeterliliğimi ben de vermek isterdim ama yetişmeyecek. Ocağın 29'u için bana şans dile günce.
Bu arada bugün yaptığım canavar beytiyi görmek ister misin?
Bu beytiyi canavar yapan ne diye sorar gibisin, hemen açıklayayım. Normalde köfteyi tek kat dürüm yapardım ama, canavar beytide iki kat dürümün arasına kaşar peyniri koyup köfteyi öyle sarıyorum, mikrodalgada biraz ısıtıp peyniri erittikten sonra üstüne sos döküp tekrar bi kaşar peyniri katmanı koyuyorum. Onu da azıcık ısıtıp yoğurt ve bulgur pilavıyla servise hazır! Bu beytiyle stoğumuzu tüketmiş olduk, bir ara kıyma alıp beyti stoğu yapmalıyım. Evde hazır beyti olması acaip güzel bir şey :) Canın ne zaman isterse buzlutak çıkarıp ısıtıp dürüm yapıp sosla! Mmmm...Buzluğumu sevıyorum!
Yarın kahvaltıda hazır olması için şimdiden eppek hamuru koydum buzdolabına. İlk kabarmayı oda sıcaklığında yaptırıp ikinci kabarmayı gece boyu 4 derece, yani buzdolabında yaptıracağım. Çok fazla yoğurmadım bu sefer, bakalım yoğurulmus ve yoğurulmamış ekmek nasıl farklı oluyor. Çok fark beklemiyorum gerçi, eminim ikisi de güzel olacak. Belki kabuğunun sertliği farklı olabilir. İki ekmek kalıplarında puflamakla meşgul şu an, biri bize diğeri de ev sahibimize. Yıl sonuna doğru kontratımızı yenilememiz gerektiği aklımıza geldi, bu eppekle ev sahiplerimizin gönlünü alıp gelecek seneye de yerimizi garantilemeyi planlıyoruz, muhihihi :) Bu arada ev sahibimiz köpek alacak demiş miydim? Oyyyyy!

No comments:
Post a Comment