Tuesday, November 24, 2015

Naber günce.

Çılgın bi haftadan merhaba. Ofısten yazıyorum. Bu haftasonundan neredeyse bir şey anlamadım, ama az da olsa dinlendik. Şimdi oturmus yıl sonu raporum için makale bakınıyorum. Sanırım okumam gereken 70'ten fazla makale var. Gulp...

Bu aralar canım hiç spora gitmek istemiyor. Bazen yürüyüşe çıkmaya çalışıyorum ama o da her zaman olmuyor. Yine karbonhidratsız beslenmeye çalışıyorum ama kilo alır mıyım bilemiyorum.

Bugun Keiko hocayla 1 saatlik piyano dersimiz var. Aralıkta ufak bir parti veriyor kendisi, ve o partide tüm öğrencileri ufak birer gösteri yapacakmış. Benim payıma da bu parca düştü. Şimdilik yarısından fazlasını çalabiliyorum ama sonlara doğru azıcık zorlanıyorum. Bakalım yetiştirebilecek miyiz. Yetiştiremesek de en azından bir kısmını çalabilirmişiz. Ki böyle bi parçayı öğrendiğim için çok mutlu hissediyorum şimdiden. Geliştirdim mi ne. Yine de çocukluğumdaki gibi kolay ve hızlı olmuyor öğrenmek. Bazen parmaklarıma söz geçiremiyorum filan, resmen beni dinlemiyolar. Çocukken insan sünger gibi hemen kapıyor ama. Neyse, hiç yoktan iyidir. Bakalım birkaç yıl böyle devam edersem iyi bir seviyeye gelebilirim diye düşünüyorum.



Dün o kadar uykum vardı ki, ofiste öğlene kadar durabildim. Eve gitmeye karar verdim ama önce alışveriş yaptım, sonra da bizim şu kullanmadığımız Xbox360'ı sattım ikinci elciye. Allahım ne biçim tipler vardı bekleme salonunda. Satıp çıktıktan sonra kendimi dışarı zor attım resmen. Tekin olmayan tipler, yerli kocaman adamlar, tip tip bakan kadınlar filan derken allahım linç edileceğim heralde korkusuyla gerildim de gerildim. Neyse ki öyle bir şey olmadı tabii.

Bu aralar neler yaptın diye sorarsan mutfakta, haftasonu bi eppek ve iki gün önce bi çikolatalı muzlu kek yaptım. Du bakim resim bulayım. Ha unutmadan, geçen yaptığım Türk kahveli kurabiyeler istediğim kıvamda olmadığı için, onları da trüf yapıverdim ve çikolataya buladım. Bi de bi de bi dee, harika bi kurabiye kavanozu buldum dur bak şimdi :)


Şunun güzelliğe tatlılığa gel! Gözleri kapaklı vakum olduğu için çıkıyo ve içine kurabiye koyabiliyosun. Ya da ne istersen. Malum Noel yaklaştığı için marketlerde sevimli şeyler satılmaya başladı burada. Benim de elim böyle tatlı börek bilmem ne tarzı şeylere gidiyor :) Verdiğim 14 dolar için hiç pişman değilim, iyi ki aldım :)

Sonra efenim Cumadan koyduğum ekmek hamuru cumartesi sabahına tam bi Akira moduna girmişti, tekrar havasını indirip pişirdim ama sanırım çok fazla oldu bu sefer. Bir dahakine daha küçük miktarda yapmam lazım. İçi azıcık pişmemekte inat etti de. Neyse tekrar fırına atıp biraz daha pişirdim ama çok içime sinmedi.


 Yine de güzel kızardı dışı. Bu Cuma da tekrar yapar mıyım bilmiyorum. Ama sabah evi saran ekmek kokusunu seviyorum ne yalan diyim :)

Bir gün çok paramız olursa KitchenAid'in hamur da yoğurabilen tezgah mikserlerinden almayı planlıyorum. Bir de ekstra olarak satılan dondurma aparatı. Uff neler yaparım var ya ben onlarla. Tam istediğim kıvamda ekmek hamuru yoğururum, poğaça yaparım, çeşit çeşit dondurmalar yaparım ayh...Biri bana sponsor olsa da KıtchenAid alsam keşke :) Tabii bir de bulaşık makinesi. Tanrım çok şey istiyorum.


 Bunlar da Türk kahveli kurabiyeleri robottan geçirip ganaj ekleyerek yaptığım trüfler. Üstlerine beyaz çikolata gezdirdim bazılarının. Bazılarını da direkt batırdım çikolataya. Bence baya güzel oldu. Tam bir yetişkin tatlısı. Çayın yanında iyi gider, stokladım ani misafir durumlarına özel olarak. Bunları kuzu da yemez şimdi, malum kahveli tatlıları sevmiyor kerata :)


 Bu da yine smitten kitchen tarifi muzlu çikolatalı kek. Callebaut çikolatası mucizesiyle mükemmel kıvamda oldu. Üstüne katı kıvamda ganaj yapıp evdeki marshmallow'ları koydum. Kekin sıcağında hafif kendini saldı marshmallowlar, pek bi tatlı oldu. Laba getirdim dün, bugün bitmiş. Herkes bugün teşekkür edip çok çok beğendiğini filan söylüyodu. Övgü almak hoşuma gidiyor kesinlikle, ama bugün kızlar biraz abarttı sanırım. PhD comics'ten kareler çıkarmışlar, getirip panoya astılar filan böyle ne diyeceğimi bilemedim. Neyse.

Dün uykudan bitmiş haldeydim ama önceki gün bir saatliğine bile olsa yürüyüşe çıkabildim günce. Yürüyüş çok iyi geliyor, bu aralar spora gidesim yok. Seneye spor salonu üyeliğimi yeniletir miyim onu bile bilemiyorum. Ama en azından yürüyüş yapmaya devam etmek istiyorum mümkün olduğu kadar. Hele de evimizin yakınında sürekli köpüşler olan harika bir park varken.



Filmlerden fırlamış gibi, değil mi?

Neyse günce, ben makalelerime geri döneyim. Tanrım bu iki ay nası geçecek bilmiyorum. Bana şans dile.

No comments:

Post a Comment