Monday, November 30, 2015

Naber günce.

Yeni bir hafta başladı ve...başladı işte. İş güç arasında yuvarlanıp gidiyoruz.

Geçen hafta da aynı yoğunlukla geçmişti, ama haftasonu azıcık olsun dinlendik. Ben biraz raporumu yazmak istiyordum ama yalan oldu, o yüzden bu hafta sıkıştırılmış program uygulayıp haftasonuna kadar hocama bir şeyler gönderebilmem lazım.

Pazar günü havanın da güzelliğini fırsat bilerek accık yürüyüş yaptık günce, çok güzeldi! Bir tane at çiftliğinin yanında geçtik ve mini mini tayları gördük! Annelerini emiyorlardı, acaip sevimlilerdi :) Oradan gidip kuzuya yastık ve paspas aldık, şöyle en pufundan. Bilgisayarın orada hiç rahat edemiyor biliyorum. Sandalyelere de baktık ama çok pahalıydı, artık başka bahara. Yalnız aldığımız yastık çok yüksek çıkınca gece mvöehhh nidalarıyla yastığı fırlatan kuzuya gülsem mi üzülsem mi bilemedim. Dur ayrıntılı anlatıcam bu kısmı.



Krismısta buradaki arkadaş ve hocalarımıza birer kurabiye kutusu hazırlamaya karar verdim. Spotlight'a gidip kutu malzemesi alıp tatlı paketler hazırlamayı planlıyorum. İçine ev yapımı kurabiye ve çikolatalı şeyler koyup hediye etsem çok sevimli olur diye düşündüm. Dün kurabiye çalışmalarına başladım bile! Ne zamandır yapmaya korktuğum makaronları, Cafe Fernando tarifiyle deneyince pek bir güzel oldu. Kabukların arasına da Nutella sürdüm, oh mis!


Yalnız fırına vermeden önce sanırım biraz acele ettim ki, bazılarının üstü çatladı. Bu durumda sanırım fırın öncesi daha uzun bekletirsem bu sorunu aşabilirim. Bir de ortam çok nemliydi, kuzu o sırada makarna yapıyordu derken buhar oldu mutfak. Bir dahaki sefere tüm camları açık bırakıp denemeliyim. Bir de eşek gibi sıkmışım kabukları, acaip büyük oldu. Bu sefer birer fırt yaparak küçük kabuklar elde etmeyi planlıyorum. En önemli kısmına gelirsek...


Tadı efsaneydi! E Nutella mucizesi. Kabuklar cidden tam kıvamında olmuş, sakız gibi çiğneyebilirsin o derece. Şu çatlama işini çözüp boyutu küçülttüm mü ben de bir makaron ustasıyım! Yihuu! Sanırım hediye kutularıma makaronlarımı gururla koyabilirim. Danışman hocam olan P (kendisi Fransızdır) bu sefer de hıh yapsın sıkıyosa. Mis gibi makaron olm bunlar makarooon!

Dün yine Cafe Fernando'nun bademli kurabiyelerinden yaptım, ama minicik minick. Badem tozuyla yapılınca öyle lezzetli oldu ki. Hamurun yarısını tarifteki gibi, diğer yarısını tarçınlı yaptım. Böyle düğme gibi inanılmaz sevimli oldu :) Kutuları hazırladıktan sonra resimleri çekicem. Sanırım tarçınsız olanları beyaz çikolataya batırabilirim. Mmmm..hediye kutuları için makaron, tarçınlı ve sade bademli kurabiyeler, çikolataya batırılmış portakal kabukları, mini brownie parçaları, unsuz fıstık ezmeli kurabiyeler, çikolata parçacıklı kurabiyeler düşündüm. Sence başka ne yapmalıyım? Bi de yumurta yiyemeyen bir arkadaşımız için yumurtasız bir iki tarif bakmam lazım. Sonra bence hazır :)

Brownie parçaları demişken, pazar günü canım hem brownie hem cheesecake yapmak istedi. Ben de gittim brownie yaptım, mini mini karelere kestim, sonra gittim cheesecake harcı hazırladım ve brownie karelerini içine atıp pişirdim!


Gördüğün kahverengi çıkıntılar bildiğin brownie parçaları. Feci oldu öyle böyle değil. Birgün kafemizi açarsak bu bizim signature tarifimiz olabilir :) Üstüne azıcık çikolata gezdirip çilekle de süsleyince oh la la..Brownie tarifi yine Cafe Fernando'dan. Sanırım favori brownie tarifim bu. Çünkü kıvamı harika oluyor, üstü çıtır çıtır içi fudge ayarında. Çikolatayı da kalitelisinden kullanırsan yeme de yanında yat. 


Çıtır katmanları görüyo musun? Hah işte başarılı brownie böyle gözükmeli. Brownie yapmayı seviyorum ya, terapi gibi. Bu mini kareleri cheesecake için kullandım ama brownie'nin geri kalanı buzlukta duruyor. Onunla ne yapsam acaba? Aklımda bi brownie truffle yapmak var. Zaten brownie yeterince çikolatalı, o yüzden ganaj baz kullanmak yerine krem peynir baz hazırlarım diye düşündüm. Biraz araştırarak güzel bir tarif oluşturabilirim bence. Hediye kutulara koymak için yine böyle bi brownie yapar keserim mini kareler halinde, sonra da çikolataya batırırım belki. Offf çılgın olabilir. 


Bak bak ne sevimli görünüyor, yerim seni! Azıcık tadına baktım, korktuğum gibi brownie parçaları ekstra pişmeyip kıvamlarını korumuşlar. Ofise getirdiğim anda bitti zaten. Yiss! Cheesecake'in üstüne çikolata gezdirirken artınca evdeki marshmallow'ları kullanayım diye düşündüm, az da olsa çikolatayı atasım gelmedi. Çikolata atmak günahtır.


Bu sevimli şeyler de böyle yan ürün gibi oldu ama, misafir durumlarında çay kahve yanına konulabilir diye düşündüm. Ne bilim, dursun işte. Bazı insanlar evde eşya biriktirir, bense tatlı biriktiriyorum. Gerçi bu aralar misafir filan çağıramıyoruz, çünkü çok yoruluyoruz çok. Eve geliyoruz ki pestilimiz çıkmış. Neyse, Krismısta bol bol gezip dinleneceğimiz için şimdilik dert etmiyorum.

Bu Pazartesi ikinci evlilik yıldönümümüzdü günce. İşten güçten pek bir şey yapasımız gelmeyeceğini bildiğimiz için, Pazar gününe çektik. Yürüyüş ve alışveriş sonrası Wabi Sabi'den kocaman bir sushi tabağı paketlettik ve eve gelip Er Ryan'ı Kurtarmak'ı izledik. Bir yandan sushileri götürürken bir yandan da askerlerin kol bacaklarının kopmasını seyretmek biraz garipti, ama yine de sushi sushidir, indirdik mideye. Bu da böyle oldu ve çok iyi çok da güzel iyi oldu.

Dün mutfakta işleri biraz uzatınca, yatağa gitmem neredeyse gece 1'i buldu. Kuzu çoktan yatmıştı ama kabus gördüğünden midir nedir, sürekli gözlerini ovuşturup bir şeyler mırıldanıyordu. Uyanık zannedip yaklaşınca korkuttum bi güzel :( Dün zaten cidden hayatı zehir ettim kendisine. Altı üstü bir kısır yapıcam, sen git tuzu bas. Aşırı tuzdan midesi yandı :( Zehirlemiş gibi hissettim böyle uf.. Gece de yeni yastığı boynunu ağrıtınca yastığı kaldırdığı gibi kafasının üstüne koydu!? Sonra baktım nefes alamıyor, kendi yastığımı teklif ettim ve tek yastıkta tüm gece uyumuşuz. Gece boyu nefes alamadı, döndü durdu ve çok sıcakladı. Üzüldüm böyle çok :( Bir şey olacak diye içim gitti. Tanrım, tanrılar, Zeus, her kim görev başındaysa nolur kuzuma bir şey olmasın. Sabah uyanınca bana bir de güzel kahvaltı hazırladı kuzucuk. Yumurtamı haşlayıp kabuğuna kadar soyması yok mu, bayılıyorum :) Bana çay bile yapmış oyy! Böyle tatlı bir sabah sonrası ofise geldik ama çok çalışasımız gelmeyince öğlene doğru Cafe Bean'e gidip güzel ve tembel bir yemek yedik. 

Kuzuyu eve bırakıp ofise geldim şimdi. Yazmak istediğim birkaç şey daha var ama o da bir sonrakine. Şimdilik görüşürüz günce.




No comments:

Post a Comment